Biyografi ve Ansiklopedi Sitesine Hoş geldiniz, 22 Nisan 2021
Beğen 16

İstiklal Marşı

  • Hakkında
  • 29 Mart 2020 tarihinde eklendi.
  • İstiklal Marşı için yorumlar kapalı
  • 27.336 kez görüntülendi

İstiklal Marşı
Değerli ziyaretçimiz "Nedir.Kim" sitemize Hoş geldiniz. Bu sayfadaki yazımızın tahmini okuma süresi 19 dakikadır. İyi Okumalar Diliyoruz...

 

İstiklal marşı, İstiklal marşı Nedir?, İstiklal marşı Ne demek?, İstiklal Marşı nedir kısaca, İstiklal Marşı nedir şiiri, İstiklal Marşı ne zaman YAZILDI, İstiklal Marşı nedir etkinliği, İstiklal Marşı’nın Kabulü, İstiklal Marşı neden yazıldı, İstiklal Marşı hangi Savaştan sonra yazıldı, İstiklal Marşı’nın önemi, İstiklal Marşı Sözleri Ve Anlamı, İstiklal Marşının Özellikleri Nedir, İstiklal marşı sözleri,İstiklal Marşı PDF, İstiklal Marşı 10 Kıta, İstiklal Marşı Şiiri 10 kıta, İstiklal Marşı 10 kıta şiir, İstiklal Marşı 10 kıta dinle, İstiklal Marşı tamamı, İstiklal Marşı 10 kıta Düz Yazı, İstiklal Marşı dinle, istiklal marşı dinle, istiklal marşı anlamı, istiklal marşı sözleri, İstiklal Marşı PDF, İstiklal Marşı’nda en az geçen kelime,İstiklal Marşı 10 Kıta Egitimhane, İstiklal Marşı 10 kıta,İstiklal Marşı bayraklı indir,İstiklal Marşı Notaları 10 Kıta, istiklal marşı dinle, İstiklal Marşı İşaret Dili, istiklal marşı anlamı, istiklal marşı sözleri, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı indir mp3, İstiklal Marşı Dinle 10 kıta eba, İstiklal Marşı mp3 indir Meb, İstiklal Marşı 10 Kıta PDF, İstiklal Marşı 10 kıta Düz Yazı, İstiklal Marşı 3 kıtası, İstiklal Marşı 10 kıta şiir,İstiklal Marşı PDF,Müzik dersi İstiklal Marşı YAZILIŞI, Istiklal marşı kaç kıta?, Istiklal marşı nedir?, Istiklal marşı ne zaman yapılmıştır?, Istiklal marşı bestecisi kimdir?,İşaret dili ile İstiklal Marşı, istiklal marşı kabul ediliş hikayesi, İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve M.Akif ERSOY‘u Anma Günü (12 Mart) hakkında merak edilenler yazımızda…

 

İstiklal Marşı 10 kıtası sözleri: Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak! İstiklal Marşı dinle, İstiklal Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli marşıdır. Şiir, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır.

İstiklâl Marşı Yarışmasının İlânı

İstiklal Marşı yarışmasının ilanı ilk önce Maarif Nezareti tarafından okullara duyurmuştur. Gazetelerde ise “Şairlerin Dikkatine” ifadesi yer alan bir ilanın devamında şu ifadeler yer almıştır: “Milletimizin dâhili ve harici İstiklâl uğruna girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklâl Marşı, Umûr-ı Maarif Vekâleti Celilesi’nce müsabakaya vazedilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanunuevvel sene [13]36 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından, gönderilen eserler arasından intihap edilecektir ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükâfat verilecektir. Ve yine lâakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bîr müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâleti’ne yapılacaktır.”

 

Yayınlanan bu ilanda edebî heyetin gönderilen eserleri inceleyip değerlendireceği de yazılmıştır. Millî marş olarak kabul edilecek olan esere 500 lira, bestesi içinde bilahare yarışma açılarak kazanana ödül verileceği ilan edilmiştir. Yarışmaya 724 şiir gönderilmiş, ne var ki millî marş olmaya değer bir şiir bulunamamıştır.

 

Milli Marşımızın Yazdırılması

Millî Marşımızın Yazdırılması

Milli Marş yazdırılmasını organize eden heyete İstiklâl Marşı yarışması için birçok metin gelmiştir. Devrin önemli şairlerinden, mebuslarına hatta generallerine kadar birçok kişi kendince bir İstiklâl Marşı yazarak yarışmaya göndermiştir. Ne var ki değerlendirme heyeti başkanı Hamdullah Subhi (Tanrıöver), bu şiirler arasından Millî Mücadele’nin ruhunu yansıtan bir şiir bulamaz. Marş için bir şiirin çıkmaması da can sıkıcıdır onun için. Söz konusu eserler içerisinde Mehmet Âkif’in şiiri yoktur. Rıza Nur’dan sonra Maârif Nâzırı olan Hamdullah Subhi, Mehmed Âkif’in marşa ödül konulması nedeniyle yarışmaya katılmadığını öğrenince Mehmed Âkif’e yazdığı mektupta ödül konusunun uygun bir şekilde çözümlenebileceğini ve yarışmaya katılmasını istemiş, bunun üzerine Milli Şair yarışmaya katılmıştır.

 

İstiklal Marşı Yazdırılması Mehmet Akif Ersoy ve Hamdullah Suphi Tanrıöver

Mehmet Akif Ersoy ve Hamdullah Suphi Tanrıöver

 

Maarif Vekili Hamdullah Subhi’nin Mehmet Âkif’e mektup vâsıtasıyla yaptığı müracaat şöyledir: “Pek aziz ve muhterem efendim, İstiklâl Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamalarındaki sebebin izâlesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstâdânelerinin matlub şiiri vücuda getirmeleri maksadın husûlü için son çare olarak kalmıştır. Endişenizin icabettiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve teheyyüc vâsıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetlerimi arz ve tekrar eylerim efendim.

5 Şubat 1337 (1921) Umûr-i Maârif Vekili Hamdullah Subhi4

İstiklal Marşı Yazarı Mehmet Akif Ersoy (1873 – 1936)

Mehmet Âkif İstiklâl Marşını Nasıl Yazdı?

Eşref Edib anlatıyor: Ankara’ya gelince doğru Tâceddin Dergâhı’na indik. O zaman Ankara’da mesken buhranı olduğu için herkes bir tarafa sığınmıştı. Tâceddin Şeyhi bir hürmet-i mahsusa olmak üzere dergâhı Üstad’a tahsis etmişti. Dergâh deyince dervişler, âyinler hâtıra gelmesin… Eşraftan birinin âdeta selâmlık dairesi. Ufak bir köşk gibi muntazam yapılmış. İçi dışı boyalı. Döşenip dayanmış, güzel ve geniş bir bahçesi var. Türlü türlü meyveler. Önünde bir şadırvan, şarıl şarıl sular akıyor.

 

Üstad Mehmet Âkif Ersoy Ankara’daki bütün şiirlerini, İstiklâl Marşı’nı hep bu dergâhda yazmıştır. Yüzlerce asır Türk milletiyle beraber yaşayacak olan bu marşı ne vakit okusam, Tâceddin Dergâhı’nda Üstad’ın bu şiiri yazarken düşündüğü zamanları hatırlarım: Odanın bir tarafına çekilmiş, elinde ufak bir kâğıt…

 

Ara sıra bir kelime yazıyor… Bazen yazdığını çiziyor… Sonra tekrar yazı- yor… Bazen saatlerce düşünüyor… Üstad şiirini yazmak için çok zaman sarf ederdi. O sehl-i mümtenî dediğimiz şiirler öyle kolay kolay olmuyordu. Bazen bir beyit üzerinde günlerce uğraştığı olurdu. Şiir tamam olup da tebyîz edildiği zaman çaylar demlenir, hep arkadaşlar toplanır, bilhassa pek sevdiği Basri’ye [Hasan Basri Çantay] haber gönderilir, o, elinde uzun çubuğu, sallana sallana gelir, Üstad’ın yanına oturur, Üstad tamam olan şiirini kendisine mahsus âhenkle okurdu, çaylar da tevâli ederdi.

 

Mehmet Âkif’in kâdim dostu Hasan Basri Çantay’ın, İstiklâl Marşı’nın yazılışını dair verdiği şu ayrıntı oldukça önemlidir:
“Meclis’te Âkif ile yan yana oturuyoruz. Çantamdan bir kâğıt parçası çıkardım. Ciddi ve düşünceli bir tavır ile sıranın üstüne kapandım, güya bir şey yazmaya hazırlanmıştım. Üstad ile konuşuyoruz:
-Neye düşünüyorsun Basri?
-Mâni olma işim var!
-Peki, bir şey mi yazacaksın?
-Evet.
-Ben mâni olacaksam kalkayım.
-Hayır, hiç olmazsa ilhamından ruhuma bir şey sıçrar!
-Anlamadım.
-Şiir yazacağım da…
-Ne şiiri?
-Ne şiiri olacak. İstiklâl şiiri! Artık onu yazmak bize düştü!
-Gelen şiirlere ne olmuş?
-Beğenilmemiş.
Büyük bir üzüntüyle: “Ya!”
-Üstad, bu marşı biz yazacağız!
-Yazalım, amma, şartları berbat!
-Hayır, şart filân yok. Siz yazarsanız müsabaka şekli kalkacak.
-Olmaz, kaldırılamaz, ilân edildi.
-Canım, Vekâlet buna bir şekil bulacak. Sizin marşınız yine res- men Meclis’te kabul edilecek, güneş varken yıldızı kim arar?
-Peki, bir de ikramiye va
-Tabii alacaksınız!
-Vallahi almam!
-Yahu, latife ediyorum, onu da bir hayır müessesine veririz. Siz bunları düşünmeyin!
-Vekâlet kabul edecek mi ya?
-Ben Hamdullah Suphi Bey’le görüştüm. Mutabık kaldık. Hatta sizin nâmınıza söz bile verdim!
-Söz mü verdiniz, söz mü verdiniz?
-Evet!
-Peki, ne yapacağız?
-Yazacağız!
Tekrar tekrar “söz verdin mi?” diye sorduktan ve benden aynı kat’î cevapları aldıktan sonra, elimdeki kâğıda sarıldı, kalemini eline aldı, benim daldığım sunî hayâle şimdi gerçekten dalmıştı…

Meclis müzâkere ile meşgul, Âkif marş yazmakla. Ben müddeti kendisine kısaca göstermiştim. Birkaç gün sonra marşı vermiş olacağız. Müzâkere bitti, Âkif’de engin hayâlinde uyandı.”

İSTİKLAL MARŞI‘NIN KABULÜ

4 Mayıs 2007 tarihli, 5649 sayılı başka bir kanunla da her yıl İstiklal Marşı’nın kabul edildiği gün olan 12 Mart, Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü olarak kabul edilmiştir. Kanunla, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının öncülüğünde, halkımızın ve sivil kuruluşların iştiraki ile anma törenleri düzenlenmektedir. Hakikatte, büyük şairin ve arkadaşlarının, vatan topraklarının düşman işgalinden kurtulması için verdikleri mücadeleyi, bu uğurda canlarından ve mallarından yaptıkları fedakârlıkları hatırlamak, o büyük insanlardan ziyade gelecek nesillerin istifadesi içindir.

 

İstiklal Harbi’nin başlarında, İstiklal Harbi’nin milli bir ruh içerisinde verilmesi imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921’de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, İstiklal Harbi’nin özellikle hangi ruh ve ideolojik çerçeve içerisinde verilebileceğini Türklere göstermek amacıyla, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na ithaf ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif’in yazdığı İstiklal Marşı kabul edilmiştir. Mecliste İstiklal Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

 

Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı’nı, şiirlerini topladığı Safahat’ına dahil etmemiş ve İstiklal Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

 

Herkesin sabırsızlıkla beklediği şiir on gün içerisinde tamamlandı ve 17 Şubat 1921 tarihinde Sebilürreşad dergisinin ilk sayfasında “Kahraman Ordumuza” ithafıyla yayımlandı. 1 Mart 1921’de başkanlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı Şiiri, elemelerden kalan son altı şiirle birlikte Meclis’in seçimine sunuldu. Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden okuduğu, Atatürk’ün “Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır” dediği İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde kabul edildi. İstiklal Marşı, kabulünün ardından İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca ve Farsça’ya çevirilerek, yurtiçinde ve yurtdışında dağıtıldı, mitinglerde ve törenlerde halkın manevi ve milli duygularını güçlendirmek amacıyla okunmaya başlandı.

 

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930’da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklal Marşı olarak söylenebilmektedir.

Kurtuluş Savaşı sırasında, vatan şairimiz Mehmet Âkif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı hakkında Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu sözleri söylemiştir:

“Bu marş bizim inkılabımızı anlatır, inkılabımızın ruhunu anlatır. Bunu ne unutmak ne de unutturmak lazımdır.

İstiklal Marşında, istiklal davamızı anlatması bakımından büyük bir manası olan mısralar vardır.

Benim en beğendiğim yeri de burasıdır:

‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’

Benim, bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar, işte bunlardır.

Hürriyet ve istiklal aşkı bu milletin ruhudur.

Tarihe bakın, bütün milletlerin bir esaret ve hürriyetsizlik devri geçirdikleri bir hakikattir.

Dünya tarihinde, fasılasız, hürriyet ve istiklalini muhafaza ve müdafaa etmiş bir millet vardır:Türkler İstiklal Marşının bu pasajını oluştururlar.

Asırlar boyunca söylenmeli ve bütün yar ve ağyar anlamalıdır ki;Türk’ün Mete hikayesinde olduğu gibi her şeyi hatta en mahrem hisleri bile tehlikeye girebilir; fakat hürriyeti asla!

Bu pasajı her vakit tekrar ettirmek, bunun için lazımdır.

Bu demektir ki efendiler, Türk’ün hürriyetine dokunulamaz.”

Mehmet Âkif Ersoy, yürekleri çelikleştiren İstiklal Marşı’nı yazmak suretiyle, İstiklal Harbi’nin manevi cephesinde döğüşen kahramanlardan biri olmuştur.

Akif’in en büyük meziyeti, her mısrasını inanarak yazmış olmasındadır. Onun içindir ki İstiklal Marşı, hiçbir babayiğit tarafından benzeri yazılamayan alev gibi bir şiirdir.

 

İSTİKLAL MARŞI sözleri 10 kıta

Kahraman Ordumuza

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecdile bin secde eder, varsa taşım,
Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

 

Mehmet Âkif Ersoy

 

İSTİKLAL MARŞI‘NIN İNGİLİZCE ÇEVİRİSİ

 

Fear not! For the crimson flag that proudly waves in these dawns, shall never fade,
Before the last fiery hearth that is ablaze within my nation burns out.
And that, is the star of my nation, and it will forever shine;
It is mine; and solely belongs to my nation.

Frown not, I beseech you, oh thou coy crescent,
But smile upon my heroic nation! Why the anger, why the rage?
The blood we shed for you will not be worthy otherwise;
For freedom is the absolute right of my God-worshipping nation.

I have been free since the beginning and forever will be so.
What madman shall put me in chains! I defy the very idea!
I’m like the roaring flood; powerful and independent,
I’ll tear apart mountains, exceed the heavens and still gush out!

The lands of the of the West may be armored with walls of steel,
But I have borders guarded by the mighty chest of a believer.
Recognize your innate strength! And think: how can this fiery faith ever be killed,
By that battered, single-toothed monster you call “civilization”?

My friend! Leave not my homeland to the hands of villainous men!
Render your chest as armor! Stop this disgraceful rush!
For soon shall be come the day of promised freedom…
Who knows? Perhaps tomorrow? Perhaps even sooner!

See not the soil you tread on as mere earth,
But think about the thousands beneath you that lie without even shrouds.
You’re the noble son of a martyr, take shame, hurt not your ancestor!
Unhand not, even when you’re promised worlds, this paradise of a homeland.

What man would not die for this heavenly piece of land?
Martyrs would gush out if you just squeeze the soil! Martyrs!
May God take all my loved ones and possessions from me if he will,
But may he not deprive me of my one true homeland for the world.

O Lord, the sole wish of my heart is that,
No infidel’s hand should touch the bosom of my temple.
These adhans, the shahadah of which is the base of the religion,
Shall sound loud over my eternal homeland.

Then my tombstone – if there is one – will a thousand times touch its forehead on earth (like in salah) in ecstasy,
O Lord, tears of blood flowing out of my every wound,
My corpse will gush out from the earth like a spirit,
And then, my head will perhaps rise and reach the heavens.

So flap and wave like the dawning sky, oh glorious crescent,
So that our every last drop of blood may finally be worthy!
Neither you nor my nation shall ever be extinguished!
For freedom is the absolute right of my ever-free flag;
For freedom is the absolute right of my God-worshipping nation!

 

İSTİKLAL MARŞI VE AÇIKLAMASI 10 KITA

 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim, milletimindir ancak.

 

İstiklal Marşı’nın 1.Kıtasının Anlamı

Mehmet Âkif Ersoy, Türk milletine cesaret ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için, şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi Türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden Türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz. Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.

 

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

 

İstiklal Marşı’nın 2.Kıtasının Anlamı

Şair, ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş, yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak, öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca, edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman Türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır. Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa âşık Türk milleti de özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü Türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp, göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı için özgürlük onun hakkıdır.

 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaştım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarim.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 

İstiklal Marşı’nın 3.Kıtasının Anlamı

Şair “ben” diyor.(Ancak kastettiği mana aslında bizdir Türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır, hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı, zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp, denizleri taşıracaktır güçtedir.

 

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

 

İstiklal Marşı’nın 4.Kıtasının Anlamı

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan Avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında Avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair batıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak Avrupa mevcut teknik imkânlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken Mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.

 

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakin.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

 

İstiklal Marşı’nın 5.Kıtasının Anlamı

Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canini feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaat ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir
zamanda doğacağına inanmaktadır.

 

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

 

İstiklal Marşı’nın 6.Kıtasının Anlamı

Şair Türk ordusuna vatanin kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatani dünyalara değişmeyiz.
Toprak dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.

 

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

 

İstiklal Marşı’nın 7.Kıtasının Anlamı

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.

 

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

İstiklal Marşı’nın 8.Kıtasının Anlamı

Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar Türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.

 

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşim,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

 

İstiklal Marşı’nın 9.Kıtasının Anlamı

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizin de ruhları şad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

 

İstiklal Marşı’nın 10.Kıtasının Anlamı

Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Artık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitlerimizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en
doğal hakkıdır.

 

Mehmet Âkif Ersoy

 

İSTİKLAL MARŞI OSMANLICA

استقلال مارشى

İstiklal Marşı

قهرمان اوردومزه
(Kahraman Ordumuza)

 

، قورقما، سونمزبو شفقلرده يوزن آل صانجاق

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

. سونمدن يوردمك اوستنده توتن اك صوك اوجاق
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

، او بنم ملتمك ييلديزيدر، پارلاياجاق
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!

! او بنمدر ، اوبنم ملتمكدرآنجاق
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

، چاتما ، قوربان اوله يم ، چهره كى اى نازلي هلال
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

قهرمان عرقمه بر كول .. نه بو شدت بو جلال ؟
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?

، سكا اولمازدوكولن قانلريمز صوكره حلال
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.

. حقيدر ، حقه طاپان ، ملتمك استقلال
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

. بن ازلدن بريدر حر ياشادم ، حر ياشارم
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

! هانكى چیلغین بکا زنجير ووراجقمش ؟ شاشارم
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

، كوكره مش سل كبى يم : بنديمى چيكنر، آشارم
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

. ييرتارم طاغلرى ، انكينلره صيغمام طاشارم
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

، غربك آفاقنى صارمشسه چليك زرهلى ديوار
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.

. بنم ايمان طولى كوكسم كبى سرحدم وار
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

، اولوسون ، قورقما نصيل بويله بر ايمانى بوغار
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,

مدنيت !” ديديكك تك ديشى قالمش جاناوار ؟”
‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

، آرقداش ! يورديمه آلچاقلرى اوغراتما صاقين
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;

. سپر ايت كووده كى ، طورسون بو حياسزجه آقين
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

..طوغاجقدرساكا وعد ايتديكى كونلر حقك
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,

. كيم بيلير، بلكه يارين ، بلكه ياريندن ده ياقين
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

! باصديغك يرلرى ” طوپراق ! ” دييه رك كچمه ، طانى
Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!

. دوشون آلتنده كى بيكلرجه كفنسز ياتانى
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

: سن شهيد اوغليسين ، اينجيتمه ، يازيقدر، آتاكى
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.

. ويرمه ، دنيالرى آلسه ك ده ، بو جنت وطنى
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

كيم بو جنت وطنك اوغرينه اولمازكه فدا ؟
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

! شحدا فيشقيراجق طوپراغى صقسه ك ، شهدا
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

، جانى ، جانانى ، بوتون واريمى آلسينده خدا
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

. ايتمسن تك وطنمدن بنى دنياده جدا
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

: روحمك سندن الهى شودر آنجاق املى
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:

،دكمه سين معبديمك كوكسنه نامحرم الى
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

، بو اذانلركه شهادتلرى دينك تملى
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli,

. ابدى يورديمك اوستنده بنم ايكله ملى
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

، او زمان وجد اله بيك سجده ايدر وارسه طاشم
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.

، هر جريحه مدن الهى ، بوشانوب قانلى ياشم
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;

! فيشقيرير روح مجرد كبى يردن نعشم
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;

. او زمان يوكسله رك عرشه دكر، بلكه ، باشم
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

! طالغه لان سن ده شفقلر كبى اى شانلى هلال
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

. اولسون آرتيق دوكولن قانلريمك هپسى حلال
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
: ابدياً سكا يوق ، عرقمه يوق اضمحلال
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;

، حقيدر، حر ياشامش ، بايراغمك حريت
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,

. حقيد حقه طاپان ، ملتمك استقلال
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

 

محمد عاكف
Mehmet Âkif

İSTİKLAL MARŞI OSMANLICA TABLO

İSTİKLAL MARŞI BAYRAKLI BÜYÜK BOY İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İSTİKLAL MARŞI NOTALARI

 

İSTİKLAL MARŞI İŞARET DİLİ İLE (Hardarpaşa Lisesi’ne Teşekkür ederiz)

 

İSTİKLAL MARŞI SÖZLERİ (PDF)

İSTİKLAL MARŞI (SÖZSÜZ) DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ İNDİR MP3

İSTİKLAL MARŞI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ İNDİR MP3

İSTİKLÂL MARŞI‘NIN KABULÜ VE M.AKİF ERSOY’U ANMA GÜNÜ (12 MART)

 

Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yıllarda, cephedeki askerlerimizi coşturacak, onların morallerini yükseltip ulusal duygularını güçlendirecek bir ulusal marşın hazırlanması düşüncesi, Genelkurmay Başkanı Albay İsmet İnönü tarafından ortaya atıldı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı ödüllü bir yarışma açtı ve durumu tüm yurda duyurdu. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Değerlendirme komisyonu şiirlerin tamamını inceledikten sonra altı tane şiir, ulusal marş olmaya uygun görülüp ayrıldı. Ancak yapılan değerlendirmede bu altı şiirin de ulusal marş olma niteliği taşımadığı sonucuna varıldı. Zamanın Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, ulusal marşı Mehmet Akif Ersoy’un yazmasını istiyordu. Oysa Mehmet Akif, ucunda para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştı. Ulusal marş niteliği taşıyan bir şiirin bulunamaması üzerine dostları devreye sokularak Mehmet Akif ikna edilmeye çalışıldı. Sonunda para ödülünün kaldırıldığı konusunda güvence verilince Mehmet Akif, marşı yazmayı kabul etti. Daha önce ayrılan altı şiirle Mehmet Akif’in yazdığı şiir arasında yapılan değerlendirmede Akif’in şiiri birinci oldu.

Mehmet Akif, doğrusunu söylemek gerekirse İstiklâl Marşı‘ mızı yazabilecek tek değilse bile en ideal insandı. Şiiri toplum için ve bir dava adına yazan, ama şiiri şiir yapan özelliklerden feragat etmeyen, Türkçe’nin bütün nüanslarını ve imkânlarını ustalıkla kullanan, çağının tanığı ve vicdanı olan bir şairden daha iyi kim yazabilirdi böyle bir marşı? Akif’ in şiir anlayışı ve şiir gücü kadar ancak bir sosyologda bulunabilecek bütünü ve ayrıntıları yakalayabilen gözlem gücü İstiklâl Marşını bu denli etkili bir milli mutabakat metni haline getiren en önemli belgedir. İstiklâl Marşı’ nın şairi olarak Mehmet Akif ‘in bir başka önemli özelliği de sarsılmaz bir iman ve dava adamı olduğu kadar tam bir erdem kahramanı olmasıdır. Türk Şiir’inde bu kadar kendi kendisi olabilen, yüksek ahlâk sahibi, mütevazı ve ilkeli, entelektüel kapasitesi son derece yüksek, yaşadığı dünyanın farkında bir başka şair zor bulunur. Akif aynı zamanda bir Milli Mücadele kahramanıdır. Akif, Milli Mücadeleye katılmak için uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Ankara’ya gelir. Yüreğindeki iman ve umudu cami kürsülerinden, eşraf ziyaretlerine kadar, sohbet, vaaz, davet, düzyazı ve şiirle haykırır. Milli Dünyada İstiklâl Marşı yazan şairler içinde; – hem milletinin var olma mücadelesine katılmış bir kahraman, hem milletinin dilini bu kadar iyi kullanan bir yazar hem büyük bir entelektüel, çağının tanığı ve vicdanı olan bir aydın, hem toplumunun değerlerini ve kişisel ahlakını sağlam bir ilkelilikle kendi şahsında bütünlemiş bir ahlak adamı, hem İstiklâl Marşını arzu ve talep eden Meclisin üyesi bir milletvekili hem de İstiklâl Marşı‘nı yazmadan önce de ülkesinin büyük bir şairi olarak tanınan ve bütün bu özellikleri kendi şahsında toplamış başka biri yoktur.

 

Kaynaklar:

http://www.mehmetakifvakfi.org.tr/

Etiketler

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.